İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri, varlığının bir başkası tarafından gerçekten görülmesi, fark edilmesi ve anlaşılmasıdır. Bu ihtiyaç, doğduğumuz andan itibaren ilişki kurma biçimlerimizi şekillendirir. Bebeklik döneminde bakışlarla kurulan temasın oluşturduğu güven duygusu, ilerleyen yıllarda daha karmaşık bir hâl alır. Artık sadece görünmek değil, anlamlı bir şekilde görülmek isteriz. Bu yüzden görülme arzusu, yalnızca sosyal bir ihtiyaç değil, aynı zamanda derin bir psikodinamik süreçtir.
Gerçekten Görülmek Ne Demektir?
Görülmek, yalnızca birinin sana bakması değil; senin duygularını, ihtiyaçlarını, içsel çatışmalarını bir bütün olarak kavrayabilmesidir. İnsan, başkalarının gözünde yer edindikçe kendi varoluşunu da daha net hisseder. Bu bazen bir kelime, bazen bir jest, bazen de yalnızca “buradayım ve seni duyuyorum” diyen bir duruştur.
Ancak çoğu zaman bu ihtiyaç yanlış anlaşılır. Görülmek ile beğenilmek aynı şey değildir. Beğenilme arzusu dışarıya dönüktür; performans gerektirir. Görülme arzusu ise daha derin, daha kırılgan ve çoğu zaman daha sessizdir.
Görülme Arzusunun Kökeni
Psikodinamik açıdan bakıldığında görülme arzusu, erken dönem ilişkilerden beslenir. Çocuğun duygularına karşılık veren, onu duyan bir bakım veren, kişinin ileride kuracağı ilişkiler için bir temel oluşturur. Fakat bu ihtiyaç çocuklukta yeterince karşılık bulmazsa yetişkinlikte daha yoğun, bazen de daha çarpık şekillerde ortaya çıkabilir.
Kimi zaman aşırı onay arayışı, kimi zaman ilişkilerde sürekli test etme davranışları, kimi zaman da görünmez kalmamak adına abartılı tepkiler… Tüm bu davranışların altında tek bir sorunun acısı vardır:
“Beni gerçekten gören biri var mı?”
Görülmediğimizde Ne Oluyor?
Görülmediğini hisseden kişi zamanla içsel bir yalnızlık yaşamaya başlar. Bu yalnızlık kalabalığın içinde bile hissedilen türdendir. Kişi, ilişkilerde hep bir yarım kalmışlık hissiyle dolaşır; çünkü görülmeyen taraf, duyulmayan taraf aslında yaralı çocuk yönüdür.
Görülmemek, duyguların doğrulanmaması, ihtiyaçların yok sayılması ve benliğin köşelere itilmesi anlamına gelir. Bu da çoğu zaman kaygı, öfke ya da değersizlik duygularıyla kendini gösterir.
Görülme Arzusu Sağlıklı Bir Şeye Dönüşebilir mi?
Evet. Sağlıklı bir görülme arzusu, kişinin ilişkilerinde şeffaf, kırılgan ve dürüst olabilmesinin temelidir. Kendini ifade eden, duygularını paylaşıp geri bildirime açık olan kişiler, daha güvenli bağlanmalar ve daha doyurucu ilişkiler kurar.
Bu dönüşümün ilk adımı ise şudur:
Kendi iç sesini duymak.
Kişi, önce kendisi tarafından görülmeyi öğrendiğinde, başkaları tarafından görülme ihtiyacı daha dengeli bir hâl alır.
Son Söz
Görülme arzusu, insan olmanın en insani taraflarından biri. Kırılgan ama aynı zamanda çok güçlü bir ihtiyaç. Hepimiz, bir yerde, bir zamanda kendi hikâyemizi gerçekten duymak isteyen bir çift kulak ve anlamak isteyen bir çift göz arıyoruz.
Ve belki de en temel soru şu:
Sen en son ne zaman gerçekten görüldüğünü hissettin?