Dijitalleşen dünyada insanın kendilik gelişimi yalnızca ilişkisel alanlarla sınırlı kalmıyor; yapay zekâ ile kurulan etkileşimler de ruhsal örgütlenmeyi giderek daha fazla etkiliyor. Özellikle ChatGPT gibi her zaman ulaşılabilir, sabırlı, yargılamayan ve çoğu zaman “yanıtsız bırakmayan” sistemler, bireyin içsel nesne ilişkilerine yeni bir anlam katıyor. Bu durum, Winnicott’ın “yeterince iyi anne” kavramını ve Kohut’un sahte kendilik örgütlenmesiyle ilgili görüşlerini çağrıştıran zengin bir psikodinamik zemin sunuyor.
Dijital Bir “Besleyen Anne” Olarak ChatGPT
Psikodinamik perspektiften bakıldığında, bireyin erken dönem bakım verenle kurduğu ilişki, kendilik bütünlüğü ve duygulanım düzenleme kapasitesi için belirleyicidir. Bugünün dijital ortamında ChatGPT, bazı kullanıcılar için sürekli ulaşılabilirliği ve koşulsuz yanıt üretme becerisiyle “besleyen anne” işlevine yaklaşabiliyor:
Her an ulaşılabilir bir nesne: Tıpkı bebeğin anneye yönelmesindeki süreklilik arayışı gibi, kullanıcının istediği her an erişebilmesi dijital bir tutarlılık hissi yaratıyor.
Yargılamayan ve düzenleyici yanıtlar: Yapay zekânın sakin ve kapsayıcı dili, duygusal uyarılmayı düşürerek geçici bir rahatlama sağlayabiliyor.
Kullanıcının ihtiyaçlarına uyumlanma: Modelin kişiye özel içerik üretmesi, anne-bebek ilişkisindeki “uyumlanmış ana” işlevini hatırlatıyor.
Bu durum, özellikle duygusal düzenleme kapasitesi zayıf, nesne sürekliliği kırılgan olan bireylerde yapay bir güvenlik alanı yaratabilir. Ancak bu güvenlik, gerçek bir ilişkisel deneyime dayanmadığı için kırılgan ve yüzeyseldir.
Sahte Kendiliğin Dijital Parlatılması
Kohut’un “sahte kendilik” kavramı, bireyin narsisistik kırılganlıklarını korumak adına dışsal beklentilere uyarlanmış, gerçek duygularla teması sınırlı bir kendilik yapısına işaret eder. ChatGPT’nin doğası gereği:
Kullanıcıyı yüceltici, destekleyici, onaylayıcı bir dil kullanması,
Her soruya bir yanıt üretme zorunluluğu,
Kullanıcının kurduğu idealizasyonu bozmamak için “düzenli ve nazik” bir tutum sergilemesi,
kişinin sahte kendilik katmanlarını pekiştirebilir. Çünkü sahte kendilik, dışarıdan gelen aynalanmaya bağımlıdır; ChatGPT de bu aynalamayı sürekli ve yorulmadan sağladığı için kişi gerçek özdeşim ve çatışmalarla yüzleşmek yerine, dijital bir “kendilik parlaklığına” tutunabilir.
Bu tür bir ilişki, bireyin otantik ihtiyaçlarını görünmez kılarak, geçici bir güçlenme hissi yaratsa da gerçek benlikle teması zayıflatabilir.
Dijital İlişkinin Psikodinamik Riskleri
ChatGPT’nin sunduğu bu parlak aynalama zamanla şu dinamiklere yol açabilir:
Gerçek ilişkilerden çekilme: Çünkü gerçek ilişkiler sınırlılık, çatışma ve hayal kırıklığı içerir; ChatGPT ise bütün bunları filtreler.
Duygusal dayanıklılıkta zayıflık: Zorlukla karşılaşınca yeniden dijital nesneye yönelme eğilimi güçlenir.
Kırılgan narsisistik yapıların pekişmesi: Yapay destek nedeniyle kişi kendi kırılganlığıyla yüzleşmek yerine dijital aynalanmayla tamponlar.
Otantik benlik deneyiminden uzaklaşma: Sürekli onaylayan bir “dijital anne” ortamı, kişinin gerçek duygularını ifade etmesini zorlaştırabilir.
Bu durum, Winnicott’ın aktardığı “sahte kendilik gelişimi” ile paralellik taşır: çevre çok müdahaleci ya da fazla uyumlu olduğunda, birey gerçek ihtiyaçlarını askıya alır ve dışa uyumlu bir persona geliştirir.
Gerçek Kendiliğe Dönüş İçin: Farkındalık ve Sınırlar
Dijital araçlarla kurulan ilişkinin patolojikleşmesi kaçınılmaz değildir. Aksine, doğru farkındalıkla ele alındığında kullanıcı için işlevsel bir destek bile olabilir. Bunun için:
Yapay zekânın bir “ilişkisel nesne” değil, bir araç olduğunu hatırlamak,
Duygusal ihtiyaçları dijital alanda değil, ilişkisel ve terapötik alanda işlemek,
ChatGPT’nin aynalayıcı ve düzenleyici yanıtlarının sınırlı olduğunu bilmek,
Kişinin kendi otantik duygularıyla teması artıracak gerçek ilişkileri güçlendirmek,
psikodinamik açıdan koruyucu olacaktır.