Kumar bağımlılığı çoğu zaman dışarıdan “irade sorunu”, “kontrol edememe” ya da yalnızca para kaybı üzerinden değerlendirilir. Oysa terapötik odada görünen tablo çok daha derindir. Kumar, çoğu kişi için bir eğlence değil; dayanılması zor bir duyguyla baş etme girişimidir.
Duygu odaklı ve psikodinamik bakış açısıyla ele alındığında kumar, kişinin iç dünyasında uzun süredir taşınan bir boşluğun, değersizlik hissinin ya da bastırılmış bir öfkenin dili hâline gelir. Kazanma anı yalnızca maddi bir ödül değil; kısa süreli de olsa “varım, yeterliyim, güçlüyüm” duygusunu yaşatır. Kaybetme ise çoğu zaman tanıdık bir duyguyu tekrar üretir: suçluluk, utanç ve kendini cezalandırma.
Kumar Ne Sağlar, Ne Gizler?
Birçok danışan kumar oynarken şunu fark eder:
Zihinsel gürültü azalır, içsel sıkıntı kısa bir süreliğine susar. Bu noktada kumar, duygusal düzenleme aracı işlevi görür. Kaygı, boşluk, yalnızlık ya da bastırılmış çaresizlik duyguları; risk alma ve heyecan yoluyla geçici olarak uyuşturulur.
Psikodinamik açıdan bakıldığında ise kumar davranışı sıklıkla geçmiş ilişkisel deneyimlerle bağlantılıdır.
Görülmeyen bir çocukluk,
Koşullu sevgiyle büyümek,
Başarıyla değer kazanma inancı,
Ya da erken dönemde yaşanan kontrol kayıpları…
Tüm bunlar, kişinin iç dünyasında “kaybederek tanıdık olana dönme” döngüsünü besleyebilir. Kimi zaman kişi kaybetmeyi seçtiğinin farkında bile değildir; çünkü kayıp duygusu, bilinçdışı düzeyde zaten çok iyi tanıdığı bir duygudur.
Bağımlılığın Merkezinde Hangi Duygu Var?
Her kumar bağımlılığının merkezinde aynı duygu bulunmaz. Ancak terapide en sık karşılaşılanlar şunlardır:
Utanç: “Zaten yetersizim” inancının sürekli yeniden sahnelenmesi
Değersizlik: Kazanarak telafi edilmeye çalışılan içsel eksiklik
Öfke: Kendine ya da geçmişte inciten figürlere yöneltilemeyen duygular
Boşluk: Hiçbir şeyin dolduramadığı içsel anlamsızlık hissi
Bu nedenle kumarı yalnızca bırakmaya odaklanan yaklaşımlar çoğu zaman yetersiz kalır. Çünkü kişi kumarı bıraktığında, onu ayakta tutan duygular olduğu gibi ortada kalır.
Terapide Asıl Çalışılan Nedir?
Duygu odaklı ve dinamik terapilerde hedef, kumar davranışını doğrudan bastırmak değil; o davranışa ihtiyaç duyan içsel sistemi anlamaktır.
Kişi, hangi duygudan kaçtığını, hangi duyguyu yeniden yaşattığını ve bu döngünün hayatındaki diğer ilişkilerle nasıl benzeştiğini fark etmeye başladığında gerçek değişim mümkün olur.
Kumar bağımlılığı bir zayıflık göstergesi değil; başka türlü regüle edilemeyen bir içsel acının işaretidir. Bu acı görülmeden, adlandırılmadan ve ilişki içinde çalışılmadan kalıcı iyileşme beklemek çoğu zaman gerçekçi değildir.
Bazen mesele parayı kaybetmek değil; kendini kaybetmemek için oynanan bir oyundur. Terapi ise bu oyunun neden başladığını ve artık neden bitirilebileceğini birlikte anlamaya alan açar.